— 40. yılı sonrasında İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın festivallerinde ayrı bir yol izlenmesi söz konusu oldu. Afiş odaklı bir çalışma düşünülüyordu, ama bu afişlerin sanatçı, sinemacı, yazar, müzisyen gibi, kendi alanlarında önemli isimlerle birlikte çalışılarak oluşturulması öngörüldü. Bir etkinliği, bir festivali doğrudan tanıtmak ve aktarmak yerine sanatçıların kişisel bakışları doğrultusunda ürettikleri bir art work’ün bu festivalin görsel işareti olması düşünüldü. Bu çalışmadaki ikinci unsur ise festivalin başlığının o sanatçı tarafından kendi el yazısıyla yazılması, bu şekilde afişin üzerinde yer alması ve işaretle ilişkilendirilmesiydi. İlk olarak müzik festivali için Sarkis’le çalışıldı. Sarkis’le konuşup projeyi anlattım. O da parmak iziyle yaptığı işlerden detaylar gönderdi. Bunların büyütülmesi üzerine odaklandık. Bir işinden iki detay örneği seçtim. Bir de kendi el yazısıyla müzik festivalinin Türkçe ve İngilizce başlıklarını yazmasını istedim. Kendisi bu deftere tekrar tekrar Türkçe ve İngilizce başlık yazılarını yazdı. Bunlarla afişteki yazıyı oluşturdum. İşaretin doğrudan dikte ettiği bir şey yok, bu çok önemli. Kimine göre gökten düşen bir meteor, kimine göre tutuşmuş yeşil bir kalp bu festivalin kendinden menkul bir işareti hâline geldi. Sarkis’in parmak izi ve el yazısıyla böyle bir afiş oluştu ve bunun açıklaması da afiş üzerindeki imza yerinde veriliyor. Ben onun sanat işiyle böyle bir afiş yapmış oldum. 41. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali de mecrada onun sanat işiyle yer aldı. Bülent Erkmen, İKSV’nin aynı yıl gerçekleşen film ve caz festivallerinde de benzer bir mantıkla Nuri Bilge Ceylan ve Orhan Pamuk ile çalıştı.
Bkz. Ses Kayıtları