Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu
“Zannediyorum 1977 yılıydı. Önder Küçükerman telefonla aradı. ‘Özel okullar devlete bağlandı. Akademi’ye bağlanan özel okullardan birine UESYO (Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu) ismini verdik. Yeni bir eğitim anlayışı yerleştirmek, yeni bir kadro oluşturmak istiyoruz, gelir misin?’ dedi. Gittim. UESYO hayatla ve mesleğiyle ilişkileri kesilmemiş, aklı başında birkaç profesyonel ile çok kısa bir sürede eğitimde nasıl olağanüstü sonuçlar alınabileceğinin örneğidir. Yeni kuşak grafik sanatçılarının çoğu bu okul mezunudur. UESYO’nun kapanması, daha doğrusu o eğitim anlayışının ve o kişilerin ‘tedavülden kaldırılması’ sonucu bu kuşaktan sonraki durum belirsizdir. Aslında ben UESYO ‘vaka’sını Frankenstein hikâyesine benzetiyorum. Akademi yönetiminin yaratmak istediği yeni eğitim kurumu kısa sürede yerleşti, gelişti ve Akademi eğitiminin eksikliklerini, Akademi öğretim üyelerindeki yetersizlikleri ortaya çıkardı. Ve akademi yönetimi kendileri için sürüp giden kendi düzenleri için tehlikeli gördükleri bu ‘canavar’ı ortadan kaldırdılar. UESYO Grafik Sanatlar Bölümünde eğitimi Yurdaer Altıntaş başta olmak üzere, Ayşe Ataman, Emre Senan, Zeynep Terlan gibi bir kadroyla yönlendiriyorduk. Tan Oral’ın öğretim görevliliği yaptığı, metin yazarlığı, sinema yönetmenliği, reklamcılık üzerine örneklemeli seminerlerin yapıldığı, reklam ajanslarının/grafik atölyelerinin gezildiği, ‘nasıl’ını öğrenmenin yanı sıra ‘neden’inin de öğretildiği doludizgin bir eğitim dönemiydi. Yurdaer Altıntaş’ın müdürlük, benim bölüm başkanlığı yaptığım, derse girmeyen profesörün ücretinin kesildiği, çalışmak istediği öğreticiyi öğrencinin kendisinin seçebildiği, dostça bir öğrenci/öğretici ilişkisinin kurulduğu; cesur, kişilikli, coşkulu bir eğitim serüveniydi UESYO dönemi.” (“Bülent Erkmen: Aklı Elin Önünde tutmalı”, röp. Onur Bayiç, Hürriyet Gösteri Afiş 88 Eki, 1988, s. 13.)