Bülent Erkmen Arşivi Kullanım Klavuzu

Bülent Erkmen Arşivi Kullanım Kılavuzu, araştırma ve dijitalleştirme çalışmaları 2023’te başlayan Salt Araştırma Bülent Erkmen Arşivi’ne eşlik etmek üzere hazırlandı. Bu dijital arşiv, Erkmen’in işlerinin görsel kayıtları, çok sayıda yazılı belge, kişisel fotoğraf, mektup, faks ve efemeradan oluşmaktadır. Kılavuz ise, bu dijital arşivin yanı sıra BEK’in web arşivi ile Erkmen’in 2018’deki Remix sergisi için oluşturulmuş ses ve görüntü kayıtlarını da kapsamaktadır.

Kılavuzda Erkmen’in tasarım işleri, Açıkhava, Afiş, Ajanda, Albüm Kapağı, Ambalaj, Bayrak, Broşür-Katalog, Davetiye, Ekslibris, Faaliyet Raporu, İlan, Jenerik, Kimlik, Kart, Kartpostal, Kitap, Kitap Kapağı, Logo, Ödül ve Anı Nesnesi, Pul, Saat Ekranı, Sergileme, Süreli Yayın, Süreli Yayın Kapağı, Takvim, Tebrik Kartı kategorileri altında yer almaktadır. Konsepti kendisine ait, işverenin yine kendisi olduğu, türü bakımından yukarıda belirtilen kategorilerden ayrı işleri ise Özel Proje altında sıralanmıştır.

Odağına Erkmen’in üretimlerini alan bu arşivdeki diğer belgeler ise mümkün olduğunca bağlamı içinde ve zaman sırasıyla tasnif edilmiş, kalanlar ise kendilerine özgü veya genel başlıklar altına alınmıştır. Bülent Erkmen’e veya Bülent Erkmen’den gönderilmiş mektup, telgraf, yıldırım telgraf, teleks, faks, posta kartı, tebrik kartı, elektronik posta ve elektronik kart türündeki tüm belgeler Gönderiler bölümünde toplanmıştır. Onun tasarlamadığı ama sakladığı tasarım, düşünce ve kültür yaşamına ilişkin yazılar, küpürler ve türü bakımından birer görsel iletişim ürünü de olan tüm diğer basılı nesneler Efemera bölümünde yer almaktadır.

Bölümler, kılavuzun genelinde alfabetik sırayla, kendi içinde ise kronolojik olarak ilerlemektedir. Her bölüm, işlerin ve olayların bağlamını öne çıkaran notlar içermektedir. Bunların bir kısmı Bülent Erkmen’le arşiv çalışması esnasındaki görüşmelerden veya ona ilişkin kaynaklardan alıntılanmış, bir kısmı da bu çalışmaya özgü notlardır.

Kılavuz, tamamlanmamak üzere kurgulanmıştır. Erkmen’in geçmiş ve güncel üretimlerine ilişkin yeni belgeler ve eklenecek notlarla zaman içinde genişlemeye devam edecektir.

UESYO
Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu

“Zannediyorum 1977 yılıydı. Önder Küçükerman telefonla aradı. ‘Özel okullar devlete bağlandı. Akademi’ye bağlanan özel okullardan birine UESYO (Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu) ismini verdik. Yeni bir eğitim anlayışı yerleştirmek, yeni bir kadro oluşturmak istiyoruz, gelir misin?’ dedi. Gittim. UESYO hayatla ve mesleğiyle ilişkileri kesilmemiş, aklı başında birkaç profesyonel ile çok kısa bir sürede eğitimde nasıl olağanüstü sonuçlar alınabileceğinin örneğidir. Yeni kuşak grafik sanatçılarının çoğu bu okul mezunudur. UESYO’nun kapanması, daha doğrusu o eğitim anlayışının ve o kişilerin ‘tedavülden kaldırılması’ sonucu bu kuşaktan sonraki durum belirsizdir. Aslında ben UESYO ‘vaka’sını Frankenstein hikâyesine benzetiyorum. Akademi yönetiminin yaratmak istediği yeni eğitim kurumu kısa sürede yerleşti, gelişti ve Akademi eğitiminin eksikliklerini, Akademi öğretim üyelerindeki yetersizlikleri ortaya çıkardı. Ve akademi yönetimi kendileri için sürüp giden kendi düzenleri için tehlikeli gördükleri bu ‘canavar’ı ortadan kaldırdılar. UESYO Grafik Sanatlar Bölümünde eğitimi Yurdaer Altıntaş başta olmak üzere, Ayşe Ataman, Emre Senan, Zeynep Terlan gibi bir kadroyla yönlendiriyorduk. Tan Oral’ın öğretim görevliliği yaptığı, metin yazarlığı, sinema yönetmenliği, reklamcılık üzerine örneklemeli seminerlerin yapıldığı, reklam ajanslarının/grafik atölyelerinin gezildiği, ‘nasıl’ını öğrenmenin yanı sıra ‘neden’inin de öğretildiği doludizgin bir eğitim dönemiydi. Yurdaer Altıntaş’ın müdürlük, benim bölüm başkanlığı yaptığım, derse girmeyen profesörün ücretinin kesildiği, çalışmak istediği öğreticiyi öğrencinin kendisinin seçebildiği, dostça bir öğrenci/öğretici ilişkisinin kurulduğu; cesur, kişilikli, coşkulu bir eğitim serüveniydi UESYO dönemi.” (“Bülent Erkmen: Aklı Elin Önünde tutmalı”, röp. Onur Bayiç, Hürriyet Gösteri Afiş 88 Eki, 1988, s. 13.)